11 Mayıs 2014 Pazar

Rusya'nın Kuzey Kafkasya Politikası ve Azerbaycan - 5


25.04.2011 11:45 Yerel saatı | 08:45 Dünya saatı
Kuzey Kafkasya: Riskler ve fırsatlar (1)
a) Jeopolitik risk ve fırsatlar
Bu yazı dizisinin Ocak ve Şubat aylarında yayınlanan bölümlerinde de belirttiğimiz gibi Kuzey Kafkasya Azerbaycan'ın Rusya ile sınırını teşkil etmektedir. Rusya'nın bu bölgedeki durumu tam kontrol etmesi ve güçlü olması, resmi Moskova'nın güneyindeki komşularına ve bu çerçevede de Azerbaycan'a kendi baskısını güçlendirmesi anlamını taşımaktadır. Geleneksel olarak son 500 yılda geniş sömürgecilik politikası yürüten Rusya'nın bu faaliyetlerinde "denizlere çıkış elde etmek" ve "Ortodokslara hamilik etmek" faktörleri özel rol oynamıştır. Bu çerçevede Azerbaycan Rusya için Hazar Denizi'ne, Türk Boğazlarına ve hatta geniş anlamda İran körfezine çıkış yolunda önemli coğrafya gibi özel önem taşımıştır. 1. Petronun 18. yüzyıldaki Hazar yolculuğu ve haleflerine Osmanlı ile İran arasındaki ilişkileri bozmayı tavsiye eden ünlü vasiyetnamesi de Rusya'nın Azerbaycan'a bu yaklaşımının ilk önemli örnekleri sayılabilir. İlkin çalışmaları daha 1. Petro döneminde başlamış olan Kafkasya'da Hıristiyan Ermeni devleti kurmak girişimlerini de Rusya'nın genişleme politikasında " Ortodokslara hamilik etmek" faktörünü kullanması gibi değerlendirmek mümkündür.
Öncelikle, 19. yüzyılda Rusya İmparatorluğu'nun Kafkasya'yı işgal etmesi kendi olumsuz etkilerini günümüze kadar sürdüren bir süreci başlatmıştır. Öyle ki, Rusların bölgeyi ele geçirmesinden sonra Azerbaycan Türklerinin Kafkasya'daki belirleyici etkisi çok ciddi darbe almıştır. İkincisi, Rusya'nın bu işgali 1813 tarihli Gülistan ve 1828 tarihli Türkmençay anlaşmaları ile Azerbaycan'ın Kuzey ve Güney olarak ikiye parçalanmasına sebep olmuştur. Üçüncüsü, hem bu anlaşmalar, hem de Edirne Antlaşması'yla sonuçlanan 1828-1829 tarihli Rus-Osmanlı Savaşı Ermenilerin Kafkasya'ya kitlesel şekilde göçüne sebep olmuş ve bölgede daha sonra kurulan Ermenistan'ın temelini oluşturmuştur. 20. yüzyılda Rusya'daki rejimin değişmesi bile bu ülkenin Kuzey Kafkasya'ya ve Azerbaycan'a genel bakışını değiştirmemiştir. Bolşevik yönetimi de öncelikle Kuzey Kafkasya'yı ele geçirmiş, sonra petrolü ile ünlü olan Bakü'yü işgal etmiştir. 1991 yılında SSCB'nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu'nun Kuzey Kafkasya’da zayıfladığı dönemde, Azerbaycan'a yönelik Rus baskılarını ciddi darbe almış, güçlendiği dönemde ise Azerbaycan'a etki olanakları artmıştır. Mevcut koşullarda Rusya'nın bölgedeki bu geleneksel politikası İran ve Ermenistan ile kurulan ittifaklar çerçevesinde sürdürülmeye çalışılıyor.
Ancak diğer taraftan Kuzey Kafkasya, Azerbaycan için yeni jeopolitik denge yaratma fırsatı da sağlamaktadır. Azerbaycan için dünyaya çıkışın üç temel yönü var: güneyden İran yolu, batıdan Gürcistan-Türkiye yolu ve kuzeyden Rusya yolu. Güney yolu Azerbaycan açısından önemli tarihi geleneği temsil etmesine rağmen, İran'ın uluslararası sistem tarafından kuşatıma alınmaya çalışılması ve İran`daki mevcut siyasi yapının Azerbaycan Türklerine ilişkin Karabağ ve Güney Azerbaycan konularında da kendini açıkça ortaya koyan olumsuz yaklaşımı gibi nedenlerle ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu durum Azerbaycan açısından Güney yolunun kullanım olanaklarını ciddi şekilde sınırlamaktadır. Mevcut koşullarda Batı yolu Azerbaycan'ın dünyaya çıkışının temel stratejik yönünü oluşturmaktadır. Yalnız bir yandan Zengilan-Nahçıvan-Iğdır hattının Ermeni engeli ile kesilmesi ve bu istikametin coğrafi özelliklerinin sınırlılığı, diğer taraftan ise Rus ve Ermeni unsurlarının tehdidi altındaki Gürcistan yolunun kırılganlığı Batı yolunun tek başına alternatif olmasında ciddi riskler yaratmaktadır. Bu anlamda tarihi açıdan önemli stratejik yön gibi ciddi olumsuz boyutlara sahip Kuzey yolu Batı hattını destekleyici rolü ile önemli işleve sahiptir. Bu bağlamda Kuzey yolunun açık tutulması bir yandan Azerbaycan'ın sadece Batı yoluna "mahkum edilmesine" olanak vermeyerek stratejik manevra olanaklarını artırırken, diğer yandan Kafkasya'ya dair gelenek Rus politikasının daha da sertleşerek Batı yolunu doğrudan tehdit etmesi sürecini bir anlamda yumuşatmak fırsatı yaratmaktadır. Ayrıca Kuzey yolunun seçenek gibi korunması Rusya ile Türkiye arasında gelişen ilişkiler sistemi bağlamında bölgede tarihte örneği olmayan, dahası mahiyeti ve stratejik sonuçları bakımından ise yeni nitelik taşıyan Rusya-Azerbaycan-Türkiye üçlü işbirliğine geniş olanaklar sağlıyor. Bu kontekstte Azerbaycan ve Türkiye ile özel tarihi, dini ve etnik bağları olan Kuzey Kafkasya Rusya'nın bölgedeki politikalarında işbirliği sürecine yapıcı katkı sağlama olanağına sahiptir.
Devam edecek…
Dr. Nazim Cafersoy,
ADİU Tudifak Öğretim Üyesi, KAFSAM analisti (www.qafsam.org)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder